-
Continue reading →: Varoluşun İzleri
Aynı binanın iki katı.Yukarıda demir parmaklıkların ardında duran bir balkon…Bir plastik sandalye, birkaç boş şişe, biraz unutulmuşluk.İnsan oraya bakınca bir şeyler “var” diyor amapek bir şey hissetmiyor. Alt kata gözün kayınca ise başka bir şey oluyor.Çiçekler taşmış dışarıya.Renkler birbirine karışmış.Bir sandalye var, belli ki biri oturmuş, zaman geçirmiş, hayatla biraz…
-
Continue reading →: Söz Değil Sükut
Kalabalıklar içinde susmayı öğrendiysen, gönlün hakikate yönelmiştir senin artık. Zira her ses söz değil, her yakınlık da dostluk değil. O yüzden bazen kaçar kendinden insan, uzaklaşır; öyle kırgınlığından falan değil, yine kendi özüne yaklaşmak için… Çünkü hakikat gürültüde tezahür etmez, sükutun derinliğinde tecelli eder… vesselam. @ihdemiralay Söz Değil, Sükut
-
Continue reading →: İnsan Olmak
İnsan olmak; bazen kalabalığa karışmayı umursamayıp, kalabalığa rağmen ayakta kalabilmeyi seçmektir. Şu ağdalı yalanların sıcaklığını bırakıp, hakikatin soğuk ama onurlu yalnızlığına razı olmaktır. Herkesin güle oynaya yürüdüğü yolu es geçip; taşlı, dikenli ama vicdanı temiz bırakan patikayı seçme cesaretidir insan olmak. İsmail
-
Continue reading →: Kadın Gibi Sevmek
Bize çocukluktan beri birçok şey öğrettiler. Nasıl yürüneceğini, nasıl güçlü olunacağını, nasıl dimdik durulacağını…Ama sevmeyi öğretirken garip bir dil kullandılar. “Adam gibi ol.” dediler.“Adam gibi davran.” dediler.“Adam gibi sev.” dediler. Ve neredeyse her nasihatin içine küçük bir uyarı sıkıştırdılar:“Kadın gibi olma.” Sanki kadınlık zayıflığın adıymış gibi.Sanki duygular kalbin kusuruymuş gibi.Oysa…
-
Continue reading →: “Gerçek Yüz” Yanılgısı
Geçenlerde bir arkadaşım uzun bir sohbetin ortasında önce hastalığından söz etti. Ardından, son zamanlarda eşinin kendisine ne kadar iyi davrandığını anlatmaya başladı. Sesinde hem şaşkınlık hem de minnet vardı. Bir yerde durdu ve şöyle dedi: “Meğer ben onu hiç tanımamışım… Ne güzel kalbi varmış.” Bu cümleyi duyunca aklıma birkaç ay…
-
Continue reading →: Ontolojik Yorgunluk
Yorulduk.Ama sandığımız gibi yükten, koşturmadan ya da zamansızlıktan değil; İnsanı taşımaktan. Omuzlarımızda taşıdığımız şeyler ağırlaştığı için değil, içimizde biriken anlam fazlalığı yüzünden yorulduk. Sürekli bir şeyleri gerekçelendirmek zorunda kalmaktan, varlığımızı savunur hale getirilmekten yorulduk. Neden böyleyiz, neden geç kaldık, neden suskunuz, neden eksildik, neden artık eskisi gibi değiliz… Bizi asıl…
-
Continue reading →: Sınanmadığın Yerden Konuşmak
En kolay şeylerden birisidir belki de; başkasıyla ilgili uzaktan hüküm vermek.Bunu çok yapanlardan biri de benimdir. Aynı duvara toslamadan, aynı baskıyı yaşamadan, aynı kaybın içinden geçmeden başkasının tercihini tartmak, insana farklı bir konfor sağlıyor. Çünkü risk yok. Çünkü bedel yok. Çünkü henüz canın yanmamış. Hayat bizi köşeye sıkıştırmadığı sürece, başkasının…
-
Continue reading →: Eğilmeyen İrade
Hayır diyebiliyorsan…Kendini kırma pahasına başkasını memnun etmeyi bırakabildiysen… Kendi hatalarınla yüzleşebiliyor, aynaya baktığında bahaneye sığınmıyorsan… Gerektiğinde vazgeçmeyi bir zayıflık değil, bir olgunluk olarak görüyorsan… Eleştiriden kaçmıyor, ondan kendine pay çıkarabiliyorsan… Kelimelerini eğip bükmeden, dolandırmadan, net ve dürüstçe ifade edebiliyorsan… Şartlar seni zorladığında bile yoluna devam ediyor, doğru bildiğinden geri adım…
-
Continue reading →: Gerisi Sessizlik…
Vazgeçtiğin an bitiyor savaşın. O noktadan sonra ne zaferin anlamı kalıyor ne de yenilginin.
-
Continue reading →: Asıl Mesele…
İnsan bir noktada şunu fark ediyor.Hayatta belirleyici olan ne statün, ne çevren ne de başkalarının sana yüklediği anlamlar…Asıl mesele senin ruh sağlığın. Bunu idrak ettiğinde, bedenini nasıl özenle besliyorsan ruhunu da rastgele insanlara, gelişi güzel duygulara teslim etmemeyi öğreniyorsun.Çünkü ruh, ancak doğru insanlar, berrak hisler ve sana iyi gelen düşüncelerle…
